Alkışlar yuh için

       Alkışlanmakla yuhalanmanın insanda aynı etkiyi uyandırdığını, her ikisininde kişi de saklanma arzusu oluşturduğunu o an öğrendim. Hayatın çok defa yuhaladığı... ilk defa alkışlanıyordu ciddi ciddi... Aklı başında olanların, alkışlanırken utanmasının bir nedeni vardı elbette ve bunu her defasında başka şeylere bağlıyordu fikri olan insanlar. Oysa sebebi belliydi bu kıvanç sanılan utancın. Aynı nedenden ötürü turkuaz bakıyordu yüzlerine onu alkışlayanların. Oysa kişi kendisini herkesten iyi tanıyordu. Dolayısıyle kendini bilenlerin alkışlarından utanması; kimsenin bilmediği tek kişilik sırlarını, içinden çıkamadığı açmazlarını, önüne geçemediği zaaflarını bilmesi sebebiyleydi nitekim. Herkes onun saygı değer bir yönünü alkışlarken o, yüzlerce zaafını yuhalamaktan kendini alamıyordu. Bir alkışta doksan dokuz  YUH'un üstünü örtemiyordu. Bu nedenle aynıydı alkış ve yuh. Ne zamn ki kendini alkışlamaya başlarsa insan, işte ozaman kurtulacaktı bu saçmalıktan. Lakin yoktu henüz kan revan olan yerin yüzünde kendini alkışlayan.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !